112'ye 6442 kere Küfretti
15/11/2008 -Kategori: GARIP OLAYLAR
Romanya'da 112 acil servisine 6442 kez telefon edip operatörlere küfreden bir kişi, akıl sağlığı yerinde bulununca 500 ley (223 dolar) para cezasına çarptırıldı.
Polis sözcüsü Romanya'nın güneyindeki bir köyde yaşayan Madalin Udrea'nın (24) bu telefonları ettiğinin şubat ayında belirlendiğini ve bu ay cezaya çarptırıldığını söyledi.
Oğlunun yalnızlığı seven biri olduğunu söyleyen Udrea'nın annesi, oğlunu hep telefonla konuşurken gördüğünü, ama kiminle konuştuğunu bilmediğini belirtti.
Evenimentul Zilei gazetesi, Udrea'nın geçen yıl kasım ayından bu yıl ocak ayına kadar 112 acile telefon ettiğini söyledi.
Udrea kontörlü telefonlarla telefon ettiği için, kimliğinin belirlenmesinin güç olduğu kaydedildi.
Romanya yetkilileri, 112 acil servisine açılan telefonların yüzde doksanının sahte ihbar veya acil olmayan durumlarla ilgili olduğunu belirtiyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Vanga Kehanetleri (okuduğunuza değecektir)
15/11/2008 -Kategori: GARIP OLAYLAR
Cocuklugundan beri yaptigi kehanetlerle cevresinde taninan Vanga Dimitrova'nin nami arttikca devletin gercek bir kurumu olarak calismaya baslamistir. Sofya Parapsisizm ve Telkin bilim Kurumu'nda Vanga Dimitrova ile gorusmek isteyenlerin randevulari ayarlanir, sorulan sorular, yapilan aciklamalar ve kehanetler dosyalanmaktadir. Gorusme ucretleri toplanarak parapsikolojik arastirmalari destekleyen devlet butcesine gider. Dimitrova ise devletten aylik maas almaktadir.
1996 yilindan bu yana resmi bir devlet memuru olarak kehanetleri bulunan Dimitrova'nin kehanetlerinin % 80'inin dogru ciktigi saptanmistir. Bu kehanetlerini nasil gerceklestirdigine yonelik calismalar da yilardir devam etmektedir. Kehanette bulunurken etrafinda olusan enerji alanlari, kehanetlerle oteki duyular disi idrak yetenekleri arasindaki iliski, beyninin diger insanlardan farkli calisip calismadigi ve psikolojik durumu surekli inceleme altindadir. Ancak butun bu calismalar belirli bir olgunluga ulasmadigi gerekcesiyle henuz aciklanmamistir.
orjinal kaynak :http://en.wikipedia.org/wiki/Baba_Vanga
http://ru.wikipedia.org/wiki/%D0%92%D0%B0%D0%BD%D0%B3%D0%B0
2008 - 4 ulkenin 4 devlet baskanina suikast girisiminde bulunulacak ve bu 3.dunya savasinin baslama nedenlerinden biri olacak. dunyada surekli kargasalar yasanacak.
2010 - 3.dunya savasi kasim 2010 da baslayacak ve ekim 2014 yilina kadar surecek.
2011 - Radyoaktif dalgalarinin yogunlasmasi yuzunden hayvanlar ve bitkiler yok olma noktasina gelecek. Musluman ulkeler kimyasal savas ile avrupalilari yok edecek.
2014 - insanligin yarisi deri ve diger organlarin kanser hastaligi ile bogusacak.
2016 - avrupa nufusu yari yariya azalacak.
2018 - dunyanin yeni hakimi Cin'e gececek ve ekonomik olarak Cin cok guclenecek.
2023 - dunyanin yorungesinde hafif bir degisiklik olacak.
2025 - avrupa da nufus daha da azalacak.
2028 - tukenen petrol ve diger yeralti kaynaklarinin yerine yeni bir enerji kaynagi bulunacak.
2043 - Musluman bir devlet yeniden avrupanin tek hukumdari olacak.
2046 - tedavi edilmeyecek organ kalmayacak. gelistirilern yeni buluslarla hatali, hastalikli organin yerine yenisi (birebir) yeniden yapilacak.
2076 - butun dunyada "sinifsiz" komunizm sistemi yerlesecek
2084 - tabiat kendini yenileyecek
2088 - butun hastaliklar bir kac saniyede tedavi edilecek.
2097 - cabuk yaslanmanin onune gecilecek.
.
.
.
2167 - yeni bir din
2299 - fransiz partizanlar islam dinine karsi ayaklanacaklar.
2304 - ay'in sirri (gizemi cozulecek)
3797 - конец света - end of the world - dunyanin sonu... baska bir gezegende insan yapimi yeni bir hayat baslayacak.
Ceviri : MKozanoglu
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Titanik'e Binmeyen Tek Yolcu Türk
15/11/2008 -Kategori: GARIP OLAYLAR
Titanik 15 Nisan 1912' de Newfoundland' de bir buzdağına çarparak batmıştır ve gemide bulunan 2223 yolcudan 1513'ü ölmüştür. Aslında gemide 2224 yolcu olması gerekiyordu, satılan bir biletin yolcusu Titanik'e binmedi, bu bilet bir doktor tarafından Avrupa seyahati sırasında alınmıştır, ancak doktor Fransa'dan başladığı yolculuğunu kötü hava koşulları nedeniyle İngiltere - Southampton limanına kadar sürdüremedi ve gemiyi kaçırdı..."Türk Doktor" Besim Ömer Akalın bileti olduğu halde Titanik'e binemeyen tek yolcudur.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Trene Kafa Atan Adam
15/11/2008 -Kategori: GARIP OLAYLAR
Eskişehir'de bir kişi, kafa atmak istediği trenin çarpması sonucu yaralandı.
Edinilen bilgiye göre, Şarhöyük Mahallesi'nden geçen tren yolunda bir şahsın yerde yattığını fark eden vatandaşlar, polise ve 112 Acil Servis'e haber verdi. Adının Fevzi G. (46) olduğu belirlenen ve bacakları kırık olan şahıs, ambulansla kaldırıldığı Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Bu arada, polis ekiplerinin yaptığı araştırmada, Fevzi G.'ye makinist Halil Atalay'ın kullandığı İran-Haydarpaşa seferini yapan Transasya Eskspresi'nin çarptığı belirlendi. Bir vatandaş, "İşten gelirken bir bayan tren yolunda birinin yattığını söyledi. 112'ye haber verdim. Şahıs, kendisine trenin çarptığını söyledi. 'Trene kafa attım' dedi" diye konuştu.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Vampirler Yaşadılar mı?
15/11/2008 -Kategori: GARIP OLAYLAR
Bir Alman araştırmacı, vampir efsanelerinin kökenini araştırdı. Sonuçta bu �ölümsüz� vampirlerin köylerde ölen komşular olduğunu ayrıca kan emici bile olmadıklarını buldu. Romanya, Macaristan, Arnavutluk, Bulgaristan ve Makedonya gibi Güneydoğu Avrupa ülkelerinde anlatılan öykülerde vampirlerin önemli bir rolü var.
Tabutlarını her zaman giyimli olarak terk eden vampirlerin, yanaklarında ve burunlarındaki çürümelerle oluşan hafif çukurluklar dışında aslında pek de ilgi çekici tarafları yoktu. Hatta köpek dişlerinin uzaması gibi en belirgin vampir özelliği bile Güneydoğu Avrupa vampirlerinde hiçbir zaman görülmemişti.
Bonn Üniversitesi tarihçilerinden Peter Kreuter�in araştırmasına göre dünya kamuoyunun, Bram Stoker�in 1897 yılında kaleme aldığı �Lord Dracula� romanından tanıdığı vampir tiplemesinin, halk söylencelerindeki �Ölümsüzler� ile pek ortak yanı yok gibi. İlk vampirler ne kan emici ne de baştan çıkarıcı yaratıklardı. Hatta gün ışığında bile kaybolmuyorlardı. �Halk arasında anlatılanlar arasında egzotik kam emicilere yer yoktu� diyor Bonn Üniversitesi tarihçilerinden Kreuter. Sıradan insanların vampirleri köylerdeki ölülerdi, yani komşular.
Kreuter, etnologlarca yayımlanan ve bugüne dek pek dikkate alınmayan sayısız raporu inceledi. En eski vampirler 1382, en yenisiyse 1968 yılında ortaya çıkmış. Bir köyde yaşanan uğursuzluklardan (bunlar bilinmeyen hastalıklar ya da ekini savurup götüren fırtınalar olabiliyor) her zaman bir ölümsüz sorumluydu. Ölünün dirilmesi, muhakkak bir uğursuzluğu da beraberinde getirirdi.
Onlara yaklaşan biri, eğer esrarengiz bir biçimde hayatını yitirirse, komşuları ve akrabaları için sonsuz bir bela haline gelirdi. Lanetliler bir kez mezarlarından çıkmaya dursun, bundan sonra kurbağa, tavuk, at ya da fareye dönüşür ve gündelik yaşamlarında bu şekilde dolaşıp dururlardı. Hatta bazıları alet ya da kap kacak biçimine bürünür ve zarar verebilmek için her zaman onlarla birlikte olurlardı.
Sarmısak ve Kutsal Su
Sarmısak, kutsal su ya da haç yardımıyla tehlikeleri atlatamayan köylüler, suçluyu yakalayabilmek için daha farklı yollara başvururlardı. Mesela mezarlık çevresine kül serpiştirerek vampirin ayak izlerini takip etmeye çalışır ya da halk arasında cinleri görebilen ve ölümsüzlerin bulundukları yerlere huzur getiren hayvanlar olarak bilinen kara horozları salarlardı. Ancak tüm çabaların boşa gittiği de olurdu. �İşte böyle zamanlarda köylüler kötüye karşı savunabilmek için biraz daha yakınlaşırlardı� diyor Kreuter.
Yaşamlarında garip olaylarla karşılaşan yakınlarının ölümü, köylülere yeni bir kuşku ve korku kapısını aralıyordu. Kuru ot yığınından düşen, sarhoşken kapıyı kıran, bedeninde bir lekeyle dünyaya gelen, çok genç ya da çok yaşlı ölen herkes uğursuzluğu içinde taşıyan ve gelecek kuşaklara aktaran şüphelilerdi.
Mezarda Rahat Yok
İşte bu kuşkulu ölüler yakınlarına mezar başında büyük zahmetler verirdi. Yalnızca mezarlarında savunmasız olduklarından, topuk ve dizlerindeki damarlar kesilir, üzerlerine taşlar atılır ya da doğrudan doğruya tabuta çivilenirlerdi. Romenler, birkaç on yıl öncesine kadar ölülerinin arkalarına bir diş sarmısak iliştirir ve ayaklarını iple bağlayarak gömerlerdi. Dalmaçya�da ise bazı kontrol grupları, birkaç yılda bir mezarlığa giderek şüpheli ölülerin gerçekten çürüyüp çürümediklerine bakarlardı. Eğer eti hala diri görünüyorsa kalbine bir kazık çakılır ve diğer dünyada huzur bulması istenirdi.
Öbür Dünyanın Kanıtı
Kreuter, Güneydoğu Avrupa�da vampir öykülerinin bu denli yayılmasının nedenini Ortodoks Kilisesi'nin ölüler hakkında ne mantıklı ne de mantıksız bir açıklama yapamayışına bağlıyor. Ölümsüzler, bir yerde ölümden sonraki durum hakkında bilgi veriyordu halka. �Her vampir öbür dünyanın varlığına işaret eden bir kanıttı� diyor Kreuter. İnanışa göre ölümsüz olarak köye dönmeyenler, herhangi bir yerde huzura kavuşmuş oluyorlardı.
Bilim adamları vampir inançlarını bazı egzotik hastalıklarla da ilişkilendirmişlerdi. Delirme anında ortaya çıkan beklenmedik saldırılar, metabolizma bozukluğuyla meydana gelen porfirya hastalığının özel bir türü olabilirdi. Işığa karşı duyarlı olan porfirya hastalarında çok az miktarda hemoglobin ürediğinden yüzleri soluklaşır ve dişetleri kanar.
Tarihte 200 Olay
Yüzyıllar boyu buna benzer sadece 200 olayın yaşandığı hatırlatıyor Kreuter ve porfirya teorisine karşı çıkıyor. Hatta bazı psikologların yorumlarını da mantıklı bulmuyor. Psikologlar, vampir inançlarını seks fantezilerine düşkün erkeklerin, kadınları kanlarının son damlasına kadar sahiplenmek istekleri fakat kendi bedenlerine zarar vermek istemeleriyle açıklıyorlar. Oysa Kreuter incelemeleri sırasında insanların, kadınları ziyaret eden vampirlerin doyurucu bir seks gücüne sahip olduklarına inandıklarını bulmuş.